Yeni Yılda Verdiğimiz Sözleri Neden Tutamayız?

Prof. Dr. Acar Baltaş

Birçok kişi hayatında bazı şeyleri daha farklı yapmak, uygun bulmadığı bazı davranışlarından vazgeçmek, daha sağlıklı ve iyi olduğunu düşündüğü yeni alışkanlıklar geliştirmek ister. Sigarayı bırakmak, spora başlamak, yeni bir dil öğrenmek için harekete geçmek, diyete başlayıp kilo vermek bu tür dilek ve kararların başlıcalarıdır. Ancak hem kişisel yaşantılarımızdan hem de gözlemlerimizden bu kararların çoğunun ya daha başlangıçta uygulamaya konulmadığını, uygulamaya koyulsa da kısa bir süre sonra alınan kararlardan vazgeçildiğini ve sonuçsuz kaldığını biliyoruz. Yarım kalan bu sözlerin arkasında çoğunlukla hayat gündeminin hızla değişmesi, bunun oluşturduğu zaman baskısı, iş yükünün yaşattığı zihinsel ve fiziksel yorgunluk konu ediliyor. Hayatın yoğun akışı içinde duymaya alışıldık olduğumuz bu zorluklar, Mart ayından bu yana içinden geçtiğimiz pandemi döneminde büyük oranda ortadan kalktı. Evde kaldığımız bu biricik süreç, ertelediğimiz kararları hayata taşıyacak zamanı ve konforu dijital araçlarının da yardımıyla önemli ölçüde bize sağladı. Peki, biz bu dönemi yeni alışkanlık ve beceriler kazanmak için ne kadar etkin değerlendirebildik?

Pandemi, gelişim ve değişim için değerli bir fırsat sundu. Bununla birlikte, vazgeçilen ve sonuçsuz kalan sözler uzun zamandır bilim adamlarının dikkatini çekiyor ve araştırmalarına konu oluyor. Bir yazara göre, bazı insanlar için bir şeyi yapacağını söylemek bunu yapmak kadar iyi hissettirir. Temmuz ayında, yeni yılda sigarayı bırakacağını veya fazla kilolarından kurtulmak için sıkı bir diyete gireceğini söylemek, düzenli olarak gelirinin bir bölümünü tasarruf etme kararı vermek, kişinin önündeki beş ayda suçluluk hissetmeden dumanını tüttürmesini, canının çektiğini yemeye devam etmesini veya çok gerekli olmayan harcamaları yapmasını haklı ve mümkün kılıyor.

Bir araştırmaya göre duygular bir sözü vermeye zorlarken, kişinin kapasitesi bu sözü gerçekleştirmek için yeterli olmuyor. Çünkü hisseden beyin kişiyi haz verecek olana yöneltiyor ancak düşünen beynin kontrolü ele alması gereken dönemde hisseden beyin bu duruma “şimdi sırası değil”, “karar vermiştim ancak canımı sıkan şu olayla karşılaştım” diyerek bir kılıf uyduruyor. Özellikle yorgun olduğumuz zaman irademizin zayıfladığı daha önceki yazılarımıza da konu olmuştur.

Gerçekte bu durum bir erteleme ve öz kontrol sorunudur. İnsanlar diyet yapmaya, egzersizlerini düzenli sürdürmeye veya para biriktirmeye karar verdikleri zaman düşünen beynin denetiminde ve sakin bir ruh hali içindedir. Oysa alınan kararları uygulama koşullarında durum farklıdır. Yorgun olduğumuz ve irademiz zayıfladığı zaman bir sigarayı kendimize hak görmek, yorucu bir günün sonunda egzersiz yapıp ter atmayı gözümüzde büyütmek, tatlı tepsisinin cazibesine kendimizi kaptırmak, vitrinde veya bir mağazanın online alışveriş sitesinde gözümüzü alan ayakkabıyı bugün alıp, kredi kartının sunduğu avantajı kullanarak üç ay sonra ödemeye başlamak ve kontrolü bütünüyle hisseden beyne bırakmak çok daha rahat ve kolaydır.

Özgürlük ne kadar yararlı?

Öğrencilerinin ödevlerini zamanını geçirdikten sonra teslim etmek için öne sürdükleri bahaneler Dan Ariely’i bu konuda bir araştırma yapmaya yöneltmiştir. Ariely, ders yılı başında yıl içinde teslim edecekleri ödev için üç farklı sınıfta üç farklı yöntem uygulamıştır. Birinci gruptan, üç ödevi ders yılının kaçıncı haftalarında teslim edeceklerine kendilerinin karar vermelerini ve bunu bildirmelerini istemiştir. İkinci grup, üç ödevin teslim tarihi konusunda bütünüyle serbest bırakılmıştır. Üçüncü gruba ise üç ödevin teslimi ile ilgili kesin tarihler verilmiştir. Bunun sonucunda en iyi notları alan grubun kendilerine kesin teslim tarihi verilmiş olan grup olduğu görülmüştür. Ödevleri için kendileri teslim tarihini seçen ve bunu bildiren grubun ikinci derecede iyi olduğu, en kötü sonuçları alan grubun ise ödev teslim tarihleri konusunda bütünüyle özgür bırakılan grup olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar öğrencilerin ödev teslim tarihlerine uyumunu gösterdiği gibi, ödevlerin niteliği açısından da geçerli olmuştur. Öğrencilerin özgür bırakıldığı grupta ödevlerin aceleyle, özensiz ve “yapmış olmak için yapılmış” olduğu görülmüştür.

Bu araştırmadan yola çıkarak, insanların verdikleri sözleri tutması için otoriteyi temsil eden bir dış denetime ihtiyaç olduğunu söylemek mümkündür. Kendimize verdiğimiz sözleri tutmak konusunda bu her zaman mümkün olmayabilir.  Bu durumda uygun olan yol verdiğimiz sözü çevremizdekilerle paylaşmak olabilir. Böylece kişi kendisini taahhüt altına almış ve verdiği sözü tutmak konusunda kendi kendisine bir dış kontrol uygulamış olmaktadır.  Bunun en önemli nedeni insanın kendisiyle tutarlı olmak ve başkalarının kendisiyle ilgili algısını korumak isteğidir. Çünkü insanın başkalarına verdiği sözü tutmaması kişiye kendisini değersiz hissettirir ve güvenini zedeler. Verdiği sözü tutamadığının bilinmesi kişinin benlik algısına ve özsaygısına zarar verir.

Söz vermeden önce

Yeni bir yıla girerken hepimiz kendimiz ve sevdiklerimiz için iyi dileklerde bulunacağız ve sözler vereceğiz. Sağlık dileklerinin günlük temennilere dönüştüğü bu özel dönem için farklı bir önerimiz yok. Diğer taraftan, 2020’de hevesinin kursağında kaldığını ve bu yılı istediği gibi, özgürce veya dolu dolu yaşayamadığını düşünenler 2021’e önceki yıllardan çok daha uzun dilek listeleri ile girmeyi düşünebilir. Atalarımızın dediği gibi “adamakla mal tükenmez”. Ancak kendinize verdiğiniz sözleri tutmak konusunda bugüne kadar olan performansınızı gözden geçirin. Tutamadığınız sözlerin sayısı verdiğiniz sözlerden fazlaysa kendinize şu soruları sormanızda yarar var:

“Verdiğim sözün arkasındaki niyetim nedir? Verdiğim sözü tutmak bana ne kazandıracak?”

“Bu söz benim gerçeklerimle ne ölçüde örtüşüyor? Bugüne kadar bu sözü tutacağım konusundaki işaret ve deliller var mı?”

“Bu sözü tutmak benim için ne kadar önemli? Bununla kendime mi yarar sağlayacağım, yoksa esas yarar çevremde değer verdiğim kişiler için mi geçerli olacak?”

“Sözümü tutamayacağımı anladığım zaman bunu açıkça itiraf edip özür dileyecek miyim? Yoksa başkalarını suçlama veya koşulları sorumlu tutma yoluna mı gideceğim?”

Sonuç

Değerli okurlar, yeni yıla girdiğimiz bu günlerde başkalarına olduğu kadar kendimize vereceğimiz sözler için de, yukarıdaki soruların ışığı altında önceden çok iyi düşünmekte yarar var. Pandeminin hepimizi dönüştürme potansiyeli sunduğu bu biricik dönemde; düşünme, olduğumuz ve olmak istediğimiz kişi üzerinde derinleşme fırsatını yakaladığımıza inanıyorum. Sosyal mesafenin bizi daha da yalnızlaştırma ihtimali, verdiğimiz sözleri başkalarına duyurmayı her zamankinden daha anlamlı hale getiriyor.  Bütün okuyucularımıza sosyal mesafelerini korudukları, sevdikleriyle bağlarını güçlendikleri, işleri ne olursa olsun, her şeyden önce sağlıklarını korudukları ve verdikleri sözleri tutarak onları hayat amaçlarına yaklaştıran bir yıl olmasını dilerim.

Kaynakça:

  • Dr. Heidi Grand Halvorson; The Surprising Reason Why We Break Promises: HuffingtonPost. 01 Kasım 2013 
  • http://www.huffingtonpost.com/heidi-grant-halvorson-phd/breaking-promises_b_2449631.html
  • Ariely,D., Wertenbroch,K.; Procastination, Deadlines and Performance: Self Control by Precommitment. Psychological Science. 2002.

Kaynak: Acar Baltaş

Elon Musk’dan Kişisel Verimlilik ve Etkin Düşünme Adına Neler Öğrenebiliriz ?

Hakan Gökbayrak

Elon Musk, Paypal isimli ödeme şirketini sattıktan sonra eline geçen 200 milyon $ civarındaki nakit para ile hayatının sonuna kadar rahat bir şekilde yaşayabilecekken Space X isimli bir uzay araştırmaları şirketi kurdu. Bu şirketin temel hedefi Mars gezegeninde bir koloni kurmak ve gezegenler arası seyahati gerçekleştirmekti. Akıllı bir insanın yapacağı bir iş gibi gözükmüyor değil mi ? Buna tekrar değineceğim. İlk hedefi ise uzaya tekrar kullanılabilir roketler göndererek onları yörüngesine oturtmaktı. Çünkü uzaya gönderilen roketlerin tekrar kullanılamaması her seferinde ciddi bir para bir kaybına neden oluyordu. Musk bunu her tekne yolculuğundan sonra tekneyi hurdaya çıkarmaya benzetiyordu. 

İlk deneme 2006 yılında yapıldı, başarısız oldu ve şunu söyledi:

Şirketlerin de insanlar gibi iyi ve kötü günleri vardır. Biz kötü bir gün yaşıyoruz. Ancak en kısa zamanda tekrar deneyeceğiz. 

Elon Musk

Bundan bir yıl sonra, 2007 yılında ikinci roket kazası yaşandı ve şunları söyledi:

Roket işi kesinlikle stresi düşük bir iş alanı değil fakat ben kesinlikle bir hayal kırıklığı içerisinde değilim. Aslında çok mutluyum. 

Elon Musk

2008 yılındaki üçüncü denemede Falcon-1 isimli uzay roketi yine yere çakıldı. Ekibine gönderdiği mesajda şunları söylüyordu: “Bu denemede yörüngeye ulaşamamak büyük bir hayal kırıklığı idi. İşin olumlu tarafı ise Falcon 9’da kullanacağımız yeni Merlin 1C motoru mükemmel çalıştı. Ne yazık ki ayrılma aşamasında bir problem yaşandı. Bunu araştırıyoruz, ne olduğunu tam olarak anladığımızda size yazacağım. Size şu anda vermek istediğim en önemli mesaj Space X ileriye doğru ilerleyişini devam ettirecektir”. İleriye yönelik olarak birçok teknik bilgiler verdikten sonra şunları söylüyor:

Hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim, gerçekten hiçbir zaman. Hepinize emeklerinizden dolayı çok teşekkür ederim. Şimdi sıra dördüncü denemede…

Elon Musk

Bundan 2 ay sonra Falcon 1 başarılı bir şekilde uzaya gönderildi ve yörüngeye oturdu. 

Bir an düşünün. Paranız kalmamış ve iflasın eşiğine gelmişsiniz, üç denemeniz başarısız olmuş ve asla vazgeçmeyeceğim diyorsunuz. 

Elon Musk’ın düşünme şekline ve davranış kalıplarına biraz daha yakından bakalım:

  • Pes etmeyen bir zihin: Eğer başarısız olmaktan, diğer insanlara kötü gözükmekten korkarsanız denemeyi bırakırsınız. Musk, yaşadığı her probleme, bir başarısızlık olarak değil, bir deneyim olarak bakıyor. “Ben bu deneyimden ne öğrendim” diye soruyor. Eğer hayatımızda yolunda gitmeyen şeylere bu bakış açısı ile bakarsak hiçbir zaman kendimizi başarısız hissetmeyiz. O zaman zorluklar karşısında pes etmeyen bir zihnimiz olur. Elon Musk Türkiye’ye geldiğinde Twitter’da Anıtkabir’de çektirdiği fotoğrafın altında şöyle bir paylaşımda bulundu. 

Elon Musk kendisi gibi pes etmeyen bir zihne sahip olan Mustafa Kemal Atatürk’ün hayranıdır. 

Üç kırık kaburga

Delinmiş bir akciğer

Ve yine de savaştı

Yurtta sulh

Dünyada sulh için

  • Birincil İlkeler (First Principles): İlk defa Aristo tarafından ortaya atılan bu kavram herhangi bir şeyin altındaki en temel gerçeklik olarak tanımlanabilir. 

“Bilgiyi anlamsal bir ağaç olarak görmek önemlidir. Yapraklara/ayrıntılara girmeden önce temel ilkeleri, yani gövde ve büyük dalları anladığınızdan emin olun. Aksi taktirde yaprakların/ayrıntıların dayanabilecekleri hiçbir şey yoktur.”

Elon Musk

Şimdi bu zihinsel düşünme modelini Elon Musk’ın verdiği bir örnekle daha iyi anlayalım:

Birileri “Piller gerçekten pahalı ve her zamanki böyle olacak” diyebilir. Tarihsel olarak kilovat saati 600 $ ‘a mal oluyor. Gelecekte de bundan daha iyi olmayacak. İlke olarak pillerin malzeme bileşenleri nelerdir? Malzeme bileşenlerinin borsa değeri nedir? ”Kobalt, nikel, alüminyum, karbon, ayırma için bazı polimerler ve bir akü contası var. Maddi olarak ayırın ve bunları Londra Metal Borsası’ndan aldıysak, bunların her birinin maliyeti ne olur? Kilovat saatti 80 dolar gibi. Bu nedenle, eğer malzemeleri alır ve bunları bir pil şeklinde birleştirmek için zekice yollar düşünürseniz, herkesin fark ettiğinden çok daha ucuza pillere sahip olabilirsiniz.

Elon Musk

Aynı düşünme sistematiği roket yapımı için de geçerlidir. Roket yapımı ancak zengin ülkelerin yapabileceği pahalı bir iş olarak bilinir. Elon Musk’a kadar öyleydi de. Uzay şirketi kurmaya karar verdikten sonra bir roket satın almanın maliyetlerini araştırmaya başladı. 65 milyon dolar gibi astronomik ücretler, onu yine Birincil İlkeler prensibini kullanmaya yöneltti. 

Musk bir röportajda “Fizik bilimi çerçevesinden olaylara yaklaşma eğilimindeyim” diyor.

Fizik size analojiden ziyade birincil prensiplerden kaynaklanan sebepleri öğretiyor. Birincil prensiplere bakalım. Bir roket nasıl yapılır? Havacılıkta kullanılan alüminyum alaşımları, artı bir miktar titanyum, bakır ve karbon lifi. Bu malzemelerin emtia piyasasındaki değeri nedir? Bir roketin malzeme maliyetinin roket fiyatının yüzde ikisi civarında olduğu ortaya çıktı.

Elon Musk

Onlarca bitmiş roket almak yerine, Musk kendi şirketini kurmaya, hammaddeleri ucuza satın almaya ve roketleri kendisi yapmaya karar verdi. SpaceX doğdu.

Birkaç yıl içinde, SpaceX bir roket fırlatma fiyatını yaklaşık 10 kat düşürdü. Musk, durumu temel prensiplere indirgemek, uzay endüstrisinin yüksek fiyatlarını aşmak ve daha etkili bir çözüm oluşturmak için birincil prensipleri kullandı.

Türkiye’den ülkesine döndükten sonra Instagram hesabından Atatürk’e atfen şu sözü paylaştı: 

Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin.

Mustafa Kemal Atatürk
  • Merak Duygusu: Elon Musk 10 yaşından itibaren günde 10 saat kitap okuyor, ergenlik yıllarında hafta sonu iki kitap bitiyordu. Dünyaya geldiği Güney Afrika Cumhuriyeti’nin yaşadığı şehrindeki iki kütüphanedeki bütün kitapları bitirdikten sonra kütüphane müdürlerini okumadığı kitapları almaya ikna etmeye çalışmış. Bu sırada eline geçen Ana Britannica ansiklopedisinin tamamını okumuş. Ergenlik yıllarında bilim kurgu, felsefe, din, programlama kitaplarına ilgi duyarken sonradan bilim insanlarının, mühendislerin ve girişimcilerin biyografilerini de okumaya başlamış. Atatürk de hayatı boyunca 3997 tane kitap okumuş, beş günde bir kitap bitiyormuş. Dünyaya şekil vermiş insanların ortak özelliğidir bu: Bitip tükenmek bilmeyen bir öğrenme merakı. En zor şartlarda dahi öğrenmeye zaman ayırırlar.

Özel bir yeteneğim yok fakat tutku derecesinde meraklıyım.

Albert Einstein
  • Vizyon: Elon Musk bazı dönemlerde finansal olarak zor duruma düşse de, şu anda 14 milyar doların üzerinde servetiyle dünyanın en zengin insanlarından birisidir. Dört ana alanda faaliyet gösteriyor. Uzay, enerji, yapay zeka ve programlama ve ulaşım. Bunların hiçbirinde ana motivasyon kaynağı para kazanmak değil. Ne Tesla’da ne de roket üretiminde hiçbir buluşun patentini almadı. Bu konuda şunu söylüyor:

Deliklerle dolu bir gemideyiz ve bu gemi su alıyor. Biz Tesla ile bu suyu boşaltan bir kova yaptık. Siz olsanız kovanın tasarımını paylaşmaz mısınız?

Elon Musk

Ergenlik çağından itibaren kendine hep sorduğu bir soru var: “İnsanlığa nasıl katkı sağlayabilirim?” Örneğin bir çok bilim adımının dile getirdiği gibi “insan ırkının kendi kendini yok etmesi” ihtimali var.  İşte bu ihtimalin gerçekleşmesi durumunda yaşanabilecek alternatif bir yer yaratmak için Mars gezegeninde bir koloni kurmak istiyor. Ofisine astığı iki resim var. Birisinde Mars’ın şu anki hali diğerinde ise 100 yıl sonraki hali. 

Bir mülakatında elektrikli enerjisi ile çalışan Tesla’yı niçin yaptığını anlatıyor.

Dünyayı kirleten fosil yakıtların kullanımını azaltıp temiz enerji kullanımını hızlandıracak bir şey yapmamız gerekiyordu. Eğer insanlara klasik bir arabanın yaptığı her şeyi bir elektrikli arabanın da (hatta daha da fazlasını) yaptığını gösterebilirsek o zaman diğer alanlarda da temiz enerji kullanımını hızlandırabiliriz.

Elon Musk

Yirmi yıl kadar önce daha elektrikli arabanın esamesi bile okunmazken, Elon Musk kız arkadaşına “elektrikli arabalar ile ilgili ne düşünüyorsun” diye soruyor. Bütün yaptığı şeylerin bir vizyonun parçası olduğuna dair başka bir örnek ise kurduğu yapay zeka şirketidir. Elon Musk’ın bir endişesi var: “Yapay zeka bu şekilde ilerlemeye devam ederse insanlığa zarar verebilir” diyor. Bu zararı ortadan kaldırabilmek için bir araştırma şirketi kurmuş. Her şey bir yap-bozun parçaları gibi…Büyük resimde ise insan medeniyetine katkı sağlamak var. 

  • Negatif Geri Bildirim: Şubat 2013’de yaptığı TED konuşmasında şunu söylüyor:

Negatif geri bildirimlere gerçekten önem vermeliyiz, arkadaşlarımızdan özellikle bunu istemeliyiz. Bu basit bir tavsiye gibi gelebilir, ama inanılmaz faydasını göreceksiniz. 

Elon Musk

Eğer size negatif geri bildirim verebilecek birileri varsa bunu bir hediye olarak görmenizi öneririm. Savunmaya geçmeden dikkatlice dinleyin, gerekirse düşünmek için zaman isteyip tekrar konuşabilirsiniz. Bu geri bildirim ile ne yapacağınız sizin kararınızdır ancak bazı geri bildirimler bizim kendi başımıza göremediğimiz kör noktaları görmemize yardımcı olur. Eğitimde tanıştığım bir bankanın bölge müdürünün şöyle bir alışkanlığı var: Yaptığı her performans görüşmesinden sonra kendisi ile ilgili negatif geri bildirim istiyor ve karşısındaki kişiyi bunun için teşvik ediyor. Bana “bu görüşmelerde kendisi ile ilgili çok şey öğrendiğini” söylemişti. 

Kaynak: Hakan Gökbayrak

business works trends after pandemic

2021 iş trendleri neler olacak?

Canan Duman

Pandemi, çalışma dünyamızı kalıcı olarak değiştirdi. Dünya ekonomileri üzerindeki felç edici etkisinden tutun da iş dünyasında uzaktan çalışmanın hızlanmasına, iş gücü yönetiminde işle yaşamın entegrasyonuna kadar 2020 bize çok şey öğretti.

Salgının dünyayı sarsıp değiştirmesinin üzerinden neredeyse bir yıl geçti. 2021 yılında daha insani, daha üretken ve daha kapsayıcı çalışma normlarını oluşturmanın ve şirketlerin kendilerine doğru soruları sormasının zamanı geldi.

Örneğin şirketlerin;  

– Pandemi sonrası gelecekte nasıl çalışacağız, yaşayacağız ve gelişeceğiz?

– Eski çalışma yöntemlerine “geri dönüşten” nasıl kaçınırız?

– Müşteri ve çalışanların normale dönme isteklerine nasıl cevap veririz?

– Hibrit çalışma modelinde çalışanlarımızla nasıl ilişki kurarız?

– Yapay zekadan veri bilimine ve insan analitiğine kadar mevcut tüm teknolojilerle, çalışanlarımız için nasıl üstün bir çalışan deneyimi yaratabiliriz?

Çalışanların;

– Otomatikleştirilen işler, şirketler için uzun vadede maliyetlerin azalmasına, tasarrufların artmasına neden olacakken çalışan olarak bundan nasıl etkileniriz?

gibi sorularını yanıtlamak gerekecek.

Pandemiden önce de iş yapış modelleri, çalışanın işverenden, işverenin çalışandan beklentileri değişiyordu. Şimdi emeğin tanımı, çalışanın, işyerinin tanımı değişiyor.

Pandemi aynı zamanda işin dönüşümü iken 2021 yeni iş trendlerini beraberinde getiriyor. 2021’de ne değişiyor? Örneğin; dijital benimsemeden dijital iş birliğine geçiyoruz. Peki başka neler değişiyor?

Hibrit çalışma yaygınlaşacak 

Bir yıl boyunca, öğrendiğimiz büyük derslerden biri, üretkenlik veya kalitede önemli bir düşüş olmadan çoğu görevi uzaktan gerçekleştirebileceğimiz gerçeğiydi. Salgınla çalışanlar ve işverenler evden çalışmanın olabileceğini deneyim etti. Salgın uzaktan çalışmayı normalleştirdi. 2020 adeta bir hibrit çalışma yılıydı. 2021’de de ev+ofis modelinin, hibrit çalışmanın çalışma dünyamıza hâkim olmasını bekliyorum. Hibrit iş yerlerinin büyük bir koordinasyon gerektireceğini belirterek.

Geleceğin hibrit olmasıyla birlikte, odaklanılacak en önemli alanlardan bazıları, hibrit bir çalışma dünyasında performans ve kariyer yönetimi olacak.

İnovasyon ve yaratıcı bir şekilde problem çözme için hala yüz yüze olmamız gerekecek. Bu nedenle, hibrit çalışmaya geçiş, tamamen iş merkezli bir karardan çok, çalışan merkezli bir karar olacak.

Otomasyon yine gündemde olacak 

Hangi işi yaparsak yapalım yaptığımız işi akıllıca nasıl otomatikleştirebileceğimiz önemli olacak. Temel becerilerin üstüne dijital bir beceri eklemek de…

Siber güvenlik önemli olacak

Şirketler, işgücünün önemli bir kısmının uzaktan çalışmasına izin verdikçe, siber güvenlik 2021’de daha da büyük bir endişe haline gelecek. Şirketlerin siber güvenlik yatırımları yapması, çalışanları, verileri ve ekipmanları en iyi nasıl koruyacakları hakkında eğitmesi gerekecek.

Daha az ofis alanına ihtiyaç olacak

Uzaktan çalışmaya devam edecek şirketler maliyetlerden tasarruf etmek için ofis alanlarını azaltacak. Ofislere dönüşümlü olarak gitmenin etkisiyle herkese bir oda ya da bir masa yerine paylaşımlı ofis ya da masa modeli ile kişi başına düşen çalışma alanı azalacak.  Uzun vadede, her yerden çalışma sayesinde daha ucuz bir yerden uzaktan çalışabildikleri için insanlar pahalı kentlerden taşınacak.

Çalışanların aşı yaptırıp yaptırmadıkları önemli olacak

İşverenler ofislere geri dönüşü planlarken çalışanların aşı durumunu soracak, aşılamanın teşvik edilmesini sağlayacak. Aşı yaptırmak istemeyen çalışanların işten çıkarılması tartışma konusu olacak.

Sanal işe alım kalıcı olacak 

Pandemi, şirketleri ilk kez uçtan uca bir sanal işe alma süreci oluşturmaya teşvik etti. Bu nedenle, tıpkı hibrit işgücü modellerinin standart hale gelmesi gibi, sanal ve yüz yüze unsurları birleştiren hibrit işe alma süreci norm haline gelecek. İşe alma ve kariyer geliştirme girişimlerinde yenilik gerekli olacak.

İK yükselişini sürdürecek 

2020 İK’nın mücadele ve diriliş yılıydı. İK, bu benzeri görülmemiş krizde sorunların çoğunun insanlarla ilgili olması nedeniyle çözümlere öncülük eden bir departmandı. İK, 2021’de rutin iş akışlarının otomasyonu, uzaktan çalışma, uzaktan çalışmada iş birliğini sağlama, uzaktan çalışmada performans yönetimi ve verimlilik, sanal iş kültürü oluşturma, maliyet tasarrufunu sağlama, çalışan deneyimi, öğrenmeyi yeniden tasarlama, veriye dayalı stratejiler gibi konularda yükselişini sürdürecek.

Küresel iş gücü ile yetenek havuzu büyüyecek

Uzaktan çalışma “yeni normal” haline geldikçe ve işverenler etkili, güvenilir sanal işe alma yöntemleri geliştirmeye başladıkça, işe alımın artık fiziksel işyerinin konumuna bağlanmasına gerek olmadığı ortaya çıktı. Artık aradığımız yeteneklerle aynı ülkede olmak zorunda değiliz. Çünkü coğrafi sınırlar kalkıyor ve esnek çalışma koşulları ile daha geniş bir küresel yetenek havuzundan yararlanma imkânı doğuyor. Ofislerin ve sınırların ötesindeki yeteneklerle çalışmada artış bekleniyor.

2021’de, faaliyet gösterdikleri ülkenin sınırlarının ötesinde işe alım yapan daha fazla şirket görmeyi bekliyorum.

İnovasyon, iş sürekliliğinin merkezinde yer alacak  

İnovasyon, dünyanın hiç bitmeyen zorluklarına, taleplerine ve fırsatlarına yanıt vermek için temel bir beklenti olmaya devam edecek.

Yenilikçi bir kültür oluşturmak gerekecek 

Pandemi dönemindeki bazı artılar ve eksiler göz önüne alındığında, şirketlerin çalışma düzenlemelerini yeniden düşünmesi gerekecek. Bu nedenle artık standart metrikleri bir kenara koyacak kadar cesur olmak gerekecek. İş dünyasının tatsız değişimlerine ve beklenmedik olaylarına karşı dayanmayı sağlamak için geleneksel olan her şeyi yeniden düşünmek, değişime direnmeden geleceği planlamak ve eyleme geçmek gerekecek.

Dijital dönüşüm hızlanacak

“Hiçbir şeyin olmadığı on yıllar ve on yılların gerçekleştiği haftalar vardır” demişti Vladimir Lenin. Bu ifade İK teknolojisi ve dijital dönüşüm için geçerlidir. Uzaktan çalışmada çalışanlar ve işverenler arasında köprü görevi gören teknolojidir. Dijital dönüşüm yolculuğuna çoktan başlamış olan şirketler, öngörülemeyen bu krizi yönetmek için daha hazırlıklıyken henüz teknolojiyi benimsemeyen şirketlerin ise yolculuklarını hızlandırmaktan başka çaresi kalmayacak.

Esnek çalışma modellerinden yararlanma yaygınlaşacak

2020 yılı için oyunun kurallarını değiştiren bir şey de esnek çalışma programlarının yükselişi oldu. Esnek bir çalışma kültürü, tıpkı normal bir ofis kurulumunda olduğu gibi güven, iletişim, iş birliği ve bağlantı üzerine inşa edilir. Teknoloji, flexi çalışma kültürünün bel kemiğidir. Esnek çalışma artık sadece geçici çalışanlar veya serbest çalışanlar için değildir. Birçok “geleneksel” işveren de artık çalışanlarına esnek programlar sunacak. Esnek çalışma modellerinin nasıl çeşitlendiğini https://www.youtube.com/watch?v=cWVIaBOxREc&t=212s dan seyredebilirsiniz.

Eğitim ve beceri geliştirmeye daha fazla odaklanılacak

Şirketlerin otomasyonun etkisiyle kapanacak departmanları ya da işgücüne ihtiyacın azalacağı işleri göz önünde bulundurarak güçlü bir öğrenim temeli oluşturması, çalışanlarını eğitmesi için çok iyi bir bütçe ayırması gerekecek. 2021’de teknolojik, sosyal ve bilişsel becerilere olan talep artacak. “Çalışanlarımızı bu belirsizlikle başa çıkmaları için nasıl eğitiriz?” sorusunu sormak gerekecek.

Uzaktan çalışmanın yeni normal haline gelmesiyle, daha önce hiç öğrenilmemiş şeyleri öğrenmek gerekecek.

Ayrıca L&D (Öğrenme ve geliştirme) profesyonellerinin rolü, mesleki gelişim etrafında bir büyüme zihniyeti geliştirmek için çalışanlara koçluk yapmaya yönelecek.

Çalışan sağlığı ve ruh sağlığı önem kazanacak

2020’yi domine eden sağlık kriziyle birlikte zindeliğin önemi ön plana çıktı. Bununla birlikte, pek çok kişinin beklemediği şey, yaklaşan akıl sağlığı kriziydi. Uzaktan çalışmaya ani geçiş, iş ile ev arasında sağlıklı sınırlar çizememe zihinsel sağlık sorunlarının yükselişini sağladı. Bu sorunu ele almak için yeterince bir şey yapılmadı. Artan stres ve tükenmişlik, izolasyon, belirsizlik ve endişe, küresel bir psikolojik pandeminin ortaya çıkışını hızlandırdı. Çalışanların zihinsel ve fiziksel sağlığını korumak için stratejiler oluşturmak, ruhsal, zihinsel ve duygusal sorunları konuşmayı normalleştirmemiz gerekecek.

Büyümesi beklenen sektörler

2021’de büyümesini beklediğim sektörler; sağlık, e-ticaret, perakende, lojistik, nakliye, denizcilik, telekomünikasyon, yazılım geliştirme, veri analizi, siber güvenlik, veri analizi, gizlilik koruması, yapay zeka, tarım teknolojisi, medya ve eğlence, finans ve bankacılık, uzaktan eğitim.

Gelecek artık bizim şimdimiz ve biz yeni çağ çalışma ortamının gerçekliğinde yaşıyoruz. 2021 ilginç bir geçiş yılı olacak. İş tasarımı, istihdam yasaları, izin politikası, çalışma saatleri değişebilir.

2020’nin dönüşüm yılı olmasıyla birlikte, 2021’de de gelişmeye hazır olmalıyız. Artık tamamen insanlarla ilgili bir dünyadayız. İnsanlara dayanmayan herhangi bir bağlantının hiçbir yere gitmeyeceği gerçek bir insan anındayız.

Kaynak: Canan Duman

To Become Happier, Ask Yourself These Two Questions Every Night

Alexander M. Combstrong

Asian woman writing a note while looking at her laptop with a smile.
Photo: skaman306/Getty Images

On a scale of 1–10, how happy are you with your life today?

If your first answer was [your answer plus one], what would be different?

Kaynak: https://forge.medium.com/to-become-happier-ask-yourself-these-two-questions-every-night-ec4fb5e648ee

2021’de liderlerden beklenen yetkinlikler neler?

Son zamanlarda “etkili yönetim” bir sanata dönüştü. Günümüzde başarıdan başarıya koşan ekiplerin başındaki yöneticilere baktığımızda görüyoruz ki hepsi belli özellikler kapsamında ortak noktada buluşuyor. Peki, gelecek dönemde güçlü bir lider olabilmek için hangi yetkinliklerin gelişimine özen göstermeliyiz?  

2021’de liderlerden beklenen yetkinlikler neler ve hangi yetkinlik ne anlama geliyor? İnsan Kaynakları Yöneticisi Gizem Topsakal Acet, sizin için paylaştı.

İnovatif düşünce

Hayal ettiklerini gerçekleştirmek, fikir üretmek, topluma fayda sağlayacak şekilde bilgiyi üretmektir.

Yeni teknolojiler dizayn edebilme ve programlayabilme

Teknolojik gelişmelerle iç içe ilerleyen yapı kurma bilgisini ve daha önce denenmemiş formların oluşturularak hayata geçirilmesini kapsamaktadır.

Ekibindeki kişilerin yetenek yönetimini ve kariyer rotalarını geliştirebilme

İşletmesinin ihtiyaçları doğrultusunda seçilen çalışanların; doğru zamanda, doğru iş pozisyonunda ve doğru uygulamaları yapmalarını sağlamaktır. Ayrıca çalışanların yatkınlıkları ve kabiliyetlerine göre uygun bir kariyer haritası oluşturarak kazan- kazan metodunu uygulayabilmektir.

Sistem analizi yapıp, yorumlayabilme

Sistemi yakından inceleyerek problemlerin tespitini yapmak ve bulunan problemlere en uygun çözümleri üretmektir.

Eleştirel düşünebilme ve analiz yeteneğini doğru kullanabilme

Sisteme olağan bakmanın yanı sıra olağan dışı bakıp değerlendirebilme, yönlendirebilme ve yapılandırabilme eğilimidir.

Duygusal ve ruhsal zekayı geliştirip değerlendirebilme

Ekibindeki kişilerin bilgi seviyesini duygusal ve ruhsal durumlarıyla harmanlayarak potansiyellerini ortaya çıkarabilme yetisidir.

Dijitalleşme kurgularını yürütebilme

İşletme içi işleyişin ve sistemlerin, teknolojik gelişmeler doğrultusunda yapılanma ve geliştirilme süreçlerini koordine edebilme yeteneğidir.

Globalleşme bakış açısını geliştirebilme

Geleneksel yöntemlerin yanı sıra global gelişmeleri takip ederek, yönettiği işletmeyi geliştirebilmektir.

Kuşaklar arası empati becerilerini geliştirebilme

Farklı kuşakları, farklı davranışsal boyutları ve farklı renkleri bir amaca odaklayarak uyum içerisinde örgütleyebilme yetisidir.

Bu bağlamda, kalıcı başarılar ve iyi bir kariyer hedefliyorsak yukarıdaki yetkinler noktasında kendimize hızlıca yeni hedefler koymalı ve gelişim haritaları planlamalıyız. Böylece güçlü liderlik özelliklerimize yeni yetkinlikleri de dahil edebiliriz.

Konuk yazar: Gizem Topsakal Acet / İnsan Kaynakları Yöneticisi

Kaynak: Kariyernet İK Blog

Motivasyon

Uğraş Kaynarca

Motivasyon terimi, bir insanın neden bir şey yaptığını tanımlamak ve anlamak için kullanılır. Satışa giden yolda isteğimiz olmadan ilerlememiz mümkün değildir.

Motivasyon için ağ önem taşır. Kişiler kendilerini konforlu hissetmek adına kendileri ile benzer duygu, düşünce ve istekte olan topluluklar içinde yer alır. Bu, kişinin kendini ifade edebildiği ve kabul gördüğü sosyal ortamı ifade etmektedir. Elbette gelişim ve değişim stres içerir ve konforsuzdur. Ancak ilerlemenin en önemli aşaması stresi yani gelişim ve değişim için zorlukları göze almaktır.

İş ortağınıza telefon etmek, randevu almak ya da bir sorunu çözmek için müzakere başlatmak çoğu zaman stres kaynağı olabilir. İçsel motivasyonumuzun zayıf olduğu alanlarda dışsal motivasyonumuz da güçsüzse iş sürecini başlatacak enerjiyi bulmak ta güç olacaktır. O nedenle enerjimizi yükseltecek gruplar içinde olmak ve bu bakış açısındaki kişilerle ağ oluşturmak çok önemlidir.

Odaklanmak, ne istediğini bilmek ve iyi bir iş planına sahip olmak, ne istediğini bilerek harekete geçmek başarıya giden önemli anahtarınız olacaktır.